İkramiye hayalleri

Hadi itiraf edin, hiç mi büyük ikramiye kazanınca ne yapacağınıza dair hayal kurmadınız? En azından piyangonun yılbaşı çekilişlerinde mutlaka böyle bir hayal kurmuşsunuzdur. Bazılarınız dünya turuna çıkmayı, bazılarınız havuzlu bir villa almayı, bazılarınız son model araba koleksiyonu yapmayı mutlaka hayal etmiştir. İçinizden bazılarınız da yardım kuruluşlarına bağışta bulunmayı dahil etmiştir bu hayallere. Belki de böyle düşünerek kalbinizin ne kadar temiz olduğunu, ne kadar iyi bir insan olduğunuzu kanıtlayarak şans meleğini kandırmak gibi bir niyetiniz vardır.. Bilemeyiz tabii ki, herkesin hayal dünyasının sınırlarının ne kadar geniş olduğunu.

Ben mi? Ben de kurarım elbet benzer hayaller. Bahçeli güzel bir ev, dünyanın en güzel köşelerine seyehatler, sevdiklerimin çok istediği şeyleri satın alarak onları mutlu etmek, bir okul yaptırmak, bir hatıra ormanı oluşturmak gibi hayallerim var benim de..

Hadi o zaman pamuk eller cebe, şansımızı denemenin tam da zamanı..

Şarj Konusu Çözülmeli

Bu cep telefonlarının şarj sorunu mutlaka çözülmeli bence. Bence, bundan sonraki dönemde, 3-4 gün şarjı giden akıllı telefon yapmayı başaran iki büyük şirketten birisi satışlarda çok ciddi avantaj elde edecektir. Çünkü, telefonu yanınızda taşımanızın ve özelliklerinden faydalanmak istemenizin en büyük sebebi, artık günün her anında kullanmanız ve aslında ihtiyacınızın olması. Yolda, trafikte, navigasyon cihazı yerine kullandığınız akıllı telefonunuzu, gereğinde borsayı takip etmek için, gereğinde yemek sipariş etmek için, gerektiğinde ticaret yapmak için, bazen de oyun oynamak için kullanabiliyorsunuz. E kullandığınız zaman da enerjisi çok çabuk tükeniyor. Yani ekranın ışığı yandığı, 3G özelliğini kullandığınız ve internete bağlı olduğunuz sürece günün yarısında şarjınızın biteceğini bilmeniz gerekiyor. Şarjlı kılıflar gibi tedbirler düşünmüşler ama onlar da ilave ağırlık demek oluyor. Bugün mesela, www.video-slot-oyna.com sitesine gittim, slot oynadım biraz, tam tadını alıyorken şarjım bitti, sinir oldum..

Ailecek Vapur Gezisi

Vapura bindik kardeşim ve annemle. En sevdiği şey 5 yaşındaki kız kardeşim ve benimle gezmektir annemin. Babam bugün de işte olduğu için o gelemedi. İki kızıyla güzel bir boğaz turu yapmak istedi annem. Eylül çok küçük ama o da denizi vapuru bu şehri çok seviyor. Ben 15 yaşımdayım lise ikinci sınıfta okuyorum. Annem Ayşe diye seslenince vapurun kalkacağını alnadım. Kardeşimin elinden tutup vapura bindik. Üst kata deniz tarafına geçtik. Eylül’ü kucağıma aldım. Kıvırcık kahverengi saçları rüzgardan uçuşuyordu. Küçücük elleriyle heryeri işaret ediyor gülücükler saçıyordu. Yanımdaki bir turist sanırım Almandı, www.online-kumar-siteleri.net diye bir adrese girdi elinde büyükçe bir tablet bilgisayar vardı. Oyunların sesleri açıktı sanırım bir kağıt oyunu oynuyordu. Annem ve kardeşim turda çok eğlendiler, daha sonra ilk durağa geri döndük ve adalara da gitmeye karar verdik. 5 dakika sonra kalkacak vapura bindik.

Anlatamıyorum

Sanırım nasıl hissettiğimi kimseye anlatamıyorum. Daha doğrusu onlar beni anlayamıyorlar. Bir şey anlattıktan sonra ‘Anlatabildim mi?’ kelimesini çok fazla kullandığım için oldu sanırım. Ben bunu karşımdakine gerizekalı muamelesi yapmamak için kullanıyordum ama yanlış anlaşıldım demek ki. Artık kimseye bir şey anlatmıyorum. Anlatma gafletinde bulunsam bile artık ‘Anladın mı?’ diye soruyorum çünkü onların anladığı dil bu maalesef. En güzeli kimseyle iletişime geçmemek sanırım. İnsanı 30’lu yaşlarında ergenlik tribine sokarlar. Depresyona girmek için milyonlarca etken var dünya üzerinde ama depresyona girenler anormal oluyor yine de. ‘Hayat çok acayip’ demeden önce ‘İnsanlar neden acayip?’ diye sormak çok daha mantıklı. İnsanlardan uzaklaştıkça bilgisayar ve Playstation oyunlarına yaklaştım. İnternet üzerinden oynadığım online casino oyunları çok daha eğlenceli ve üstelik kazançlı. Bugün bir insanla konuşuyor olsam Psikiyatrist ya da Psikolog olmadığım sürece onlardan kazanç sağlayamam. Oysa ki online casino oyunları gayet kazançlı.

Arkadaşımın Twitter Bağımlılığı

Sosyal medyanın günümüzde ne denli hayatımızın içinde olduğu gerçeğini inkar edemeyiz. Artık normal insanlar dışında, ünlüleri hatta siyaset adamlarını bile twitter’da takip etmek mümkün. Çok aktif olmasam da bende bir twitter kullanıcısıyım. Kullanıcısıyım diyorum ama bazı arkadaşlarımı gördükçe ben kullanıcıysam onlar ne demekten de kendimi alamıyorum. Özellikle bir arkadaşım var ki twitter’la yatıp twitter’la kalkıyor, twitter’da yaşıyor dersem abartmış olmam. Her dakikasını takipçileriyle paylaşmayı kendine misyon edinmiş sanki. Hayatını twitter’a yazdıklarıyla, paylaştığı fotoğraflarla anı anına takip etmek mümkün. Tüm duygularını, yaşadıklarını, yaptıklarını binlerce insan ile paylaşmanın manasını ben anlamıyorum mesela. Benim twitter anlayışım en fazla üç dört günde bir beni güldüren, heyecanlandıran ya da üzen olaylar hakkında çoğunlukla sadece benim anlayabileceğim bir cümle yazmaktan ibaret. Bazen de birkaç retweet.. Beş dakika da twitter maceram sona eriyor. Sonrasında internette ücretsiz slot makinaları ile zamanımı geçiriyorum.

Mikro Dalga Fırın

Aslında sağlıksız olduğunu bilsek de, veya bildiğimiz yöntemlerle yemek pişirmek bize daha doğru gelse de, mikro dalga fırınlar bence son dönemde hatayımıza girmiş olan en önemli cihazlardan birisi. Örneğin eskiden buzluktan çıkarttığımız bir gıdanın buzlarının çözülmesi yarım gün sürerken, mikro dalga fırında altı dakika sürüyor. Tabii ne kadar sağlıklı olduğunu bilemiyorum, gıdada yapısal herhangi bir bozulma yaratıp yaratmadığını araştırmadım ama kullanımı çok ama çok güzel. Örneğin yine pişirilerek dondurlmuş ve servise hazır gıdaları mikrodalga fırında iki dakika kadar pişirdiğinizde öğlen yemeğiniz hazır oluyor mesela. Öğlen arasında dar vakitte yemek hazırlamak için birebir. Onun dışında bayatlamaması için buzdolabında muhafaza ettiğiniz ekmeklerinizi de otuz saniye içerisinde sıcacık olarak sofranızda bulundurabilirsiniz. Aslında çok da meşgul bir insan değilim ben ama mikrodalga fırınım bana www.casinoda-para-kazan.com sitesinde daha çok zaman geçirmek için oldukça güzel imkanlar sunuyor.

Dut Yemek İstiyorum

Her Haziran ayı geldiğinde içimde dut yeme isteği filizlenmeye başlıyor ve dutların olgunlaşıp da piyasaya çıkmasını dört gözle bekliyorum. Daha Nisan ayı gibi başlıyor zaten dut yeme hevesim. Ağaçlarda görüyorum yavaş yavaş oluyorlar ama mesela bizim evin yan tarafında var bir dut ağacı, en alttaki dallarını kesmişler. Yiyemiyorum. Boyum yetişmiyor. Ağaca çıkma gibi bir imkan da yok alt dallar olmadığından dolayı. O yüzden piyasaya çıkmasını bekliyorum ama hala ortalıkta görünmüyor. Artık olayı aşıp tıkla interneti arşınladım, belki internetten sipariş veririm diye ancak yok. Geçen gece rüyama girdi. Deli gibi ağaçlara tırmanıyordum dut yemek için ama ben tırmandıkça ağaçlar uzuyorlardı. Kalktığımda içimde çok büyük bir dut yeme isteği vardı. Hamile olsam kesin düşmüştü o çocuk, o derece bir aşerme durumu var. Gidip pazara bir daha bakayım, belki gelmiştir. Ya da sokak sokak ağaç aramaya çıkayım.

LANETLİ BİR GÜN

Evde otururken bir insanın başına gelebilecek her türlü olayı bugün yaşadım. Dün sabah uyandığımda erkek kardeşim tişörtünü ütülememi rica etti. Zaten ütüyü pek beceremeyen ben bir de uykulu halim ile ütü yapmaya kalkınca sonuç benim için hiçte iç açıcı olmadı. Nasıl becerdim bilmiyorum ama ütü ile kolumu yaktım. Daha sonra kendime kahvaltı hazırladım ve tam oturacakken elimde cam bir bardak kırdım. Parmağımı kestim. Bunu da nasıl başarabildiğimi hala bilmiyorum. Kan görmeye dayanamadığımdan tansiyonum düştü. Bir yandan da zaten hali hazırda iki gündür bu yaz mevsiminde soğuk algınlığı ile boğuşuyordum. Kendimi yeterince kötü hissederken bir de başıma gelen olaylardan sonra kendimi yatağa attım ve tüm işlerimi iptal edip bütün gün yataktan çıkmadım. Sanırım böylesi benim için en iyisiydi, kendimi güvende hissettim. Tüm günümü casino sitelerinde o oyundan bu oyuna tıklayarak geçirdim.

Eğitim sistemi üzerine konuşuyorduk…

Devam ettiğim kursun başlangıç safhası olan bu hafta genel konular üzerinde konuşuyoruz, hem öğrenciler olarak birbirimiz tanıyoruz, hemde bulunduğumuz ortamla ilgili genel bir fikir elde etmeye çalışıyoruz. Bulunduğum kursta çok çeşitli ülkelerden arkadaşlarım var, bu ortama oldukça farklı bakış açılarının gelmesi yoluyla katkı sağlıyor. Sınıfta Suudi Arabistanlı, Pakistanlı, İsviçreli, Slovenyalı, Litvanyalı, Brezilyalı ve Faslı arkadaşlarımız var. Örneğin bugün halihazırdaki eğitim sistemini konuşurken arkadaşların kendi ülkelerinden verdikleri örneklerle konu bambaşka boyutlar kazandı. Ülkeleri, kültürleri ve uygulamaları karşılaştırınca ortaya oldukça ilginç veriler çıktı. Arkadaşlarla paralı eğitim sisteminden bahsederken konu bir şekilde dönüp dolaşıp parayı nasıl bulacağımıza gelince, aralarından biri şakayla karışık bir bahis sitesinin gönderdiği bonus kodlarıyla ödediğini söyledi, espiriye gülmekle beraber hoca "bonus kodu nedir?" diye sordu, asrkadaşımız da açıkladı. Arkadaşı dinleyince bizler de öğrendik ki son derece faydalı bir uygulamaymış. 

Diş Çektirmek

Yıllar önce dişim çok ağrıdığı için doktora gitmişti. Daha çıkmamış olan yirmilik dişim çıkacak yer bulamadığı için sıkıntı yaratıyormuş. Alalım bunu dedi. Hemen bir iğne yaptı ama öyle bir acıyı hayatım boyunca duymamıştım. Sonra zaten uyuştuğu için bir şey hissetmedim ama o uyuşukluk geçtikten sonra dikiş yerlerim çok acıdı. Dikişler çıkana kadar çok acı çektim. Çünkü çıkmamış dişi çekip aldı. Yardı orayı. Şimdi üstteki iki yirmilik dişim de çürük. Yarıya kadar çıktılar ama daha ilerleyemiyorlar. Yanaklarım dolgun olduğundan dolayı dişlerin en arkasına fırça yetişmiyor. O kadar çürümüş ki artık yemek yerken dökülüyorlar. Ama dişçiye gitmeye korkuyorum. O acıyı tekrar yaşama düşüncesi ağrılarla yaşamama neden oluyor. İki günlük çekeceğim acının yerine ömür boyu çekeceğim ağrıyı tercih ediyorum. Biraz cesaret etsem iyi olacak sanırım. Neyse karar verme ve cesaret toplama aşmasında biraz oyalanmak için http://www.bedava-rulet-oyna.com sitesine takılayım.